Bir İlişkide Sevilmek Yetmez, Anlaşıldığını da Hissetmek İstersin
YAYINLANMA:
Bazen iki insan birbirini sevmeye devam eder. Ama bir noktadan sonra birbirine ulaşamamaya başlar.
Alina · Mystic Cross Editör
Bir zamanlar saatlerce konuşabildiğin biriyle artık ne söyleyeceğini bilemediğin oldu mu?
Aynı evin içinde yaşayıp birbirinizin gününden habersiz kaldığınız, yan yana otururken bile aranızda görünmez bir mesafe hissettiğiniz zamanlar…
Belki büyük bir kavga yaşamadınız.
Belki kimse kimseye ihanet etmedi.
Belki ilişkinizde dışarıdan bakıldığında yanlış görünen hiçbir şey yok.
Ama yine de bir şeylerin eskisi gibi olmadığını hissediyorsun.
Çünkü bazen ilişkiler büyük olaylarla değil, küçük yakınlıkların yavaş yavaş kaybolmasıyla değişir.
<b>Aynı Yerde Olmak, Birbirine Yakın Olmak Değildir</b>
İki insan aynı masada yemek yiyebilir, aynı yatağı paylaşabilir, aynı evin sorumluluklarını üstlenebilir.
Fakat bütün bunlar, duygusal olarak birbirlerine yakın oldukları anlamına gelmez.
Duygusal yakınlık yalnızca birlikte zaman geçirmek değildir.
Birinin seni gerçekten dinlediğini bilmek, zor bir gün geçirdiğinde yanında kendin gibi olabilmek, düşüncelerini söylediğinde küçümsenmeyeceğini hissetmektir.
Bazen insanın ihtiyacı bir çözüm değildir.
Sadece anlaşılmaktır.
“Bugün çok yoruldum.” dediğinde karşılığında bir öğüt değil, içten bir “Neler oldu?” duymak istersin.
Çünkü sevgi yalnızca büyük sözlerde değil, gündelik hayatın küçük anlarında da kendini gösterir.
Konuşmalar Neden Azalır?
Bir ilişkinin başlangıcında insanlar birbirlerini merak eder.
Çocukluklarını, hayallerini, korkularını, sevdikleri şeyleri öğrenmek isterler.
Zaman geçtikçe birbirlerini tanıdıklarını düşünmeye başlayabilirler.
Sorular azalır.
Merakın yerini alışkanlık alır.
Konuşmalar bazen yalnızca yapılacak işler, ödenecek faturalar, çocuklar veya ertesi günün planlarından ibaret hale gelir.
Oysa insan değişir.
Beş yıl önce sevdiğin insanın bugün neler hissettiğini, nelerden korktuğunu ya da neye ihtiyaç duyduğunu bilmeyebilirsin.
Birini tanımak, onu artık merak etmeye ihtiyaç duymamak değildir.
Belki de uzun zamandır birbirinize şu soruyu sormuyorsunuz:
“Son zamanlarda seni gerçekten ne mutlu ediyor?”
Duyulmayan Duygular Birikir
İlişkilerde her anlaşmazlık yıkıcı değildir.
Hatta farklı düşünmek, sağlıklı bir ilişkinin doğal parçalarından biridir.
Sorun çoğu zaman anlaşmazlığın kendisinden çok, insanların bu anlaşmazlık sırasında birbirlerine nasıl davrandığıdır.
Bir taraf duygularını anlatmaya çalışırken diğeri hemen savunmaya geçebilir.
Biri konuşmak isterken diğeri susmayı tercih edebilir.
Biri yakınlık ararken diğeri kendini geri çekebilir.
Bu döngü tekrarlandıkça iki taraf da anlaşılmadığını hissedebilir.
Bir süre sonra bazı insanlar tartışmaktan yoruldukları için konuşmayı bırakır.
Ancak sessizlik her zaman huzur anlamına gelmez.
Bazen yalnızca söylenmekten vazgeçilmiş cümlelerin birikimidir.
Sevgi Varsa Neden Yalnız Hissederiz?
Çünkü sevilmekle sevildiğini hissetmek her zaman aynı deneyim değildir.
Bir insan sevgisini sorumluluk alarak, çalışarak veya ihtiyaçları karşılayarak göstermeye çalışabilir.
Diğeri ise birlikte zaman geçirmeyi, fiziksel yakınlığı ya da duygusal paylaşımı daha önemli bulabilir.
İki insan da kendi biçiminde çabalıyor olabilir.
Fakat birbirlerinin ihtiyaçlarını anlamadıklarında bu çaba karşı tarafa ulaşmayabilir.
Burada önemli olan kimin daha çok sevdiğini kanıtlamak değildir.
Önemli olan, sevginin karşı tarafa nasıl ulaştığını anlayabilmektir.
Bazen ilişkide eksik olan sevginin kendisi değil, sevginin ifade edilme ve karşılanma biçimidir.
Bazen de duygusal ihtiyaçlar uzun süredir karşılanmıyordur. Bunu kabul etmek, ilişkiyi suçlamak anlamına gelmez.
Yalnızca gerçekte neler yaşandığını fark etmeye başlamaktır.
Birbirinize Yeniden Yaklaşmak Mümkün mü?
Bazı ilişkiler yeniden yakınlık kurabilir.
Bazılarında ise iki insanın ihtiyaçları, beklentileri veya gelecekten istedikleri şeyler zaman içinde farklılaşmış olabilir.
Her ilişkiyi sürdürmek zorunda değilsin.
Ama ne hissettiğini anlamadan, yalnızca birikmiş kırgınlıklarla karar vermek de her zaman kolay değildir.
Eğer ilişkinizde karşılıklı saygı ve güven varsa küçük bir konuşmayla başlayabilirsiniz.
Suçlayıcı cümleler yerine kendi deneyimini anlatmayı dene.
“Sen benimle hiç ilgilenmiyorsun.” demek yerine:
“Son zamanlarda birbirimizden uzaklaştığımızı hissediyorum. Seninle daha fazla yakınlık kurmaya ihtiyacım var.”
Böyle bir ifade, karşı tarafın savunmaya geçmesini azaltabilir.
Ardından gerçekten dinlemeye çalış.
Cevabı yalnızca kendi düşünceni doğrulamak için değil, karşındaki insanı anlamak için dinle.
Yakınlığın yeniden kurulması bazen zaman alır. Üstelik tek kişinin çabasıyla gerçekleşmeyebilir.
Çünkü bir ilişkinin iyileşmesi, iki insanın da ilişkiye katılmasını gerektirir.
Şiddet, korkutma veya sürekli kontrolün bulunduğu ilişkilerde ise öncelik yakınlığı onarmak değil, güvenliği sağlamaktır.
<b>Kendini Kaybetmeden Birini Sevmek</b>
Bir ilişkinin içinde olmak, kendinden vazgeçmek anlamına gelmemeli.
İnsan sevdiği kişi için fedakârlık yapabilir, alışkanlıklarını değiştirebilir, ortak bir yaşam kurmak adına bazı beklentilerini yeniden değerlendirebilir.
Ama bütün bunların içinde kendi sesini tamamen kaybetmemesi gerekir.
Çünkü sağlıklı yakınlık, iki insanın tek bir kişiye dönüşmesi değildir.
İki ayrı insanın birbirine alan açabilmesidir.
Kendi arkadaşlıkların, ilgi alanların, hayallerin ve kişisel sınırların ilişkinin düşmanı değildir.
Aksine, bireyselliğini koruyabilmek ilişkinin daha dengeli yaşanmasına yardımcı olabilir.
Sevmek, kendini unutmak değildir.
Ve sevilmek, olduğun kişiden sürekli uzaklaşmanı gerektirmemelidir.
<b>Bazen En Önemli Soru Şudur</b>
İlişkiler zamanla değişir.
İlk günlerin heyecanı farklı bir yakınlığa dönüşebilir.
Tutku bazen sakinleşir. Alışkanlıklar gelişir. Hayatın sorumlulukları artar.
Bütün bunlar tek başına sevginin bittiğini göstermez.
Ama duygusal uzaklığı sürekli görmezden gelmek de onu ortadan kaldırmaz.
Belki bugün kendine şu soruyu sormanın zamanıdır:
“Bu ilişkide gerçekten kendim olabiliyor muyum?”
Çünkü bir ilişkinin değeri yalnızca ne kadar sürdüğüyle ölçülmez.
İçinde ne kadar güvende, duyulmuş, saygı görmüş ve kendin gibi hissedebildiğin de önemlidir.
Ve bazen bir ilişkiyi anlamanın ilk adımı, karşındaki insanı değiştirmeye çalışmak değil, kendi ihtiyaçlarını dürüstçe fark etmektir.
<b>Bugünün Farkındalık Sorusu:</b>
“İlişkimde dile getirmek isteyip de uzun zamandır içimde tuttuğum hangi duygu var?”
Bu soruya cevap verirken kendini yargılama.
Hissettiklerin hemen bir karar vermeni gerektirmiyor.
Bazen yalnızca onları fark etmek bile anlamlı bir başlangıçtır.
Kendine küçük bir not bırak.
Bu yazı sende neye dokundu? Düşüncelerine Mystic Cross uygulamasındaki kişisel günlüğünde yer açabilirsin.
Uygulamayı keşfet ↗